Atıflar sizi aldatabilir

Yazar | Kategori Genel bilim | Tarih 18-09-2011

Şekil 1. Metnin içinde verilen atıfların bolluğu, yazılanların doğruluğunu göstermez. (Çizim: R. Munroe, http://xkcd.com/906)

Bilimsel makalelerin bir özelliğinin önceki çalışmalara atıf yapmak olduğundan, bunun da çoğunlukla metin içinde dipnotlarla yapıldığından daha önce ayrıntılarıyla bahsetmiştim. Bu durum, makaleyi yazan araştırmacıları kaynaklarını belirtmeye, gözden geçirmeye, yeniden değerlendirmeye zorlar. Zira okuyucular da o kaynakları açıp orada ne yazdığına bizzat bakabilir.

Ama birçok okuyucu atıfları kontrol etmeye zahmet etmediğinden, atıfların lâyığıyla verilmediği, hattâ sırf bilimsellik görüntüsü katsın diye metnin içine ilgisiz atıfların serpiştirildiği de olur (Şekil 1). Hattâ Elsevier yayınevi işi hakemli dergiye fiziksel olarak benzeyen ama aslında Merck şirketinin broşüründen başka bir şey olmayan bir dergi çıkarmaya kadar götürmüştü.

Ama işin içinde her zaman kötü niyet olması gerekmez. İyi niyetle de hata olabilir.

Doğruluğunu anlamak için atıf verilen kaynağı iki açıdan değerlendirmek gerekir: (1) Bu kaynakta yazılanlar doğru mu? (2) Bu kaynakta yazılanlar doğru yansıtılmış mı? Devamını okuyun »

“Sen yeter ki ufukları hayal et”

Yazar | Kategori Genel bilim | Tarih 21-06-2011

Birçok bilimsel makaleye rağmen, “kişisel deneyimlerimi sizlerle paylaşmam” istendiğinde, yazıya başlamakta oluşan tıkanıklığı aşabilmem, “yıllar içinde olaylar nasıl gelişmiş” sorusuna bulduğum cevaplarla gerçekleşti. Lewis Thomas’ın “The Youngest Science: Notes Of A Medicine-Watcher” adlı otobiyografisinde, tıp alanında ülkemizdekine paralel gelişmelerin uzaklarda da –Amerika Birleşik Devletleri- olduğu görülür. New York’da 1913’de doktor bir baba ve onun yardımcısı hemşire bir anneden dünyaya gelen Lewis Thomas, kendi gözlemleri üzerinden tıp mesleğinin ve biliminin son yüzyılını anlatırken zaman içinde hekimliğin uygulamalı tıp bilimi şekline dönüşümüne tanık olur (1). 1930’lu yıllarda Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okuyan Thomas, Amerika’da 1930’larda başlayarak ve özellikle 1950’lerden itibaren hız kazanan tıp icraatı ile araştırmanın yani bilimsel aktivitenin iç içe geçme sürecine tanıklık eder. Bu deneyimlerinin oluşmasına Yale ve New York Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde dekanlık yapmasının katkısı da aşikârdır. Bu iç içe geçiş, önemsenmesi gereken bir olgudur ve ülkemizde böyle bir dönüşüm henüz çok cılızdır. Ülkemizdeki bu cılız dönüşüme 1935’lerde Nazilerden kaçarken Atatürk’ün davetiyle Türkiye’ye gelen hekimlerin/bilim adamlarının önemli bir katkısı olduğu görülür. Devamını okuyun »

“Aykırı” bilim adamları

Yazar | Kategori Genel bilim | Tarih 29-12-2010

Bu yılın haziranında "aykırı" bir akademik dergiden bahsetmiştim. Tam da o sıralarda Avustralya radyosunun ruhbilim ve sinirbilim konularına dair All in the Mind adlı programının, "aykırı" bilim adamlarının haleti ruhiyesine dair bir bölümü yayınlandı. Tabii, hatalı bir görüşü dahi savunsalar onlara uygulanan bu baskı ve davranışlar yanlış ve üzücü. Ancak sormadan da edemiyorum: Gerçekten de aykırı ama doğru bir görüşü mü savunuyorlar, yoksa gerçekten de saçma sapan, gülünç tezleri mi var?

O programdan aldığım ilhamla aykırı bilim konusuna biraz daha değinmek istiyorum. Devamını okuyun »

Türk bilim insanları ve kurumları da İnternet’te ‘günce’ tutmalı

Yazar | Kategori Genel bilim | Tarih 24-09-2010

İnternet’in yaygınlaşmasıyla kitleler için bilgiye ulaşım kolaylaştı. Bununla beraber bilgi kirliliği de arttı ve bilim, sağlık gibi konularda bilimsel kaynaklı bilgiler ile sözdebilim safsataları birbirine karıştı. Bu yüzden de insanlar kendilerine sunulan doğru ve yararlı bilgileri, yanlış ve zararlı safsatalardan ayırt edemez hâle geldiler. Ancak son yıllarda bilim insanları da sanal dünyanın imkânlarından giderek daha çok istifade etmeye başladı: Bugün artık batı ülkelerinde birçok bilim insanı, “günce (blog)” tutarak kendi sahalarındaki gelişmeler hakkında okurlara güncel ve güvenilir bilgi sağlıyor.

Bilim insanlarının bunu doğrudan yapmasının en önemli yararı, sahalarındaki akademik makalelere erişebilmelerinden ve bu makaleleri, kısa sürede artı ve eksileriyle değerlendirecek bilgiye ve tecrübeye sahip olmalarından geliyor [1]. Ayrıca, yazıların altına okurların yazdığı yorumlar, bilimsel tartışmaların doğmasına, insanların meraklarının giderilmesine ve yeri geldiğinde hataların düzeltilmesine yardımcı oluyor.

Bu özellikleriyle günceler, yeni bir bilim haberi mecrası hâline geldi: 2009 yılındaki bir araştırmada, bilim haberi yazan 464 gazetecinin %63’ü, nadiren de olsa bir bilim adamının güncesinden esinlenerek haber hazırladığını belirtti [2]. Özellikle gazeteciler ve öğretmenler gibi geniş kitlelere ulaşan meslek sahiplerinin, bilgiyi böyle güvenilir kaynaklardan edinmeleri, diğer kitlelerin doğrudan bilgilendirilmesinden daha önemli sayılabilir.

Türkçe bilim güncelerinin sayısı ise henüz çok az. (Bir listesini Biyolokum güncesinde [3] bulabilirsiniz.) Halbuki özellikle yoksul kesimin bilgi kaynağı olarak Internet'i çok etkin bir şekilde kullandığı ülkemizde [4, 5] bilim okur-yazarı olmayan insanlara, özellikle meraklı gençlere nitelikli bilgiye ulaşma ve bilimsel tartışmalara katılma fırsatı sağlanması çok önem taşıyor. Bilimsel günceleri, bu görevi yerine getirmeye aday görüyorum.

Peki, okurlar hangi kaynağın bilimsel nitelikli olduğunu nereden bilebilir? Okura güvenilir kaynaklar sağlamak için bilim akademileri, üniversiteler, uzmanlık dernekleri gibi bilim kurumlarının resmi bilim günceleri kurmaları, üyelerini bu güncelere nitelikli bilim yazıları yazmaya özendirmeleri iyi bir çözüm olabilir. Böylelikle, bilhassa tıp alanındaki yazıların etik kaygılar [6] açısından daha iyi denetlenmesi de mümkün olabilir.

Blogger, WordPress.com, Blogcu gibi ücretsiz günce servisleri sayesinde birkaç dakikada yeni bir günce açılabilir veya ücretsiz WordPress yazılımı kurularak bir günce bir kurumun kendi sunucu bilgisayarlarında da barındırılabilir. Günce kurulduktan sonra yazarlar makalelerini hemen yayımlayabilirler. Yayınlanan makaleler arama motorlarında çabucak göründüğünden ve izlenebildiğinden ilgilenenlere kolayca ulaşacaktır.

İnternet’te daha çok Türkçe bilimsel içerik görmek dileğiyle Türk bilim camiasını bu imkândan yararlanmaya davet ediyorum.

 

Notlar

[1] Schmidt, 2008. Nat Geosci 1:208. [2] Brumfiel, 2009. Nature 458:274. [3] http://getir.net/8cc [4] “Yoksullukla mücadelede internet”, BBC Türkçe, 19 Mart 2010. (Aşağıda dinleyebilirsiniz.) [5] Türkeri, 2010. Anadolu Haber, sayı 533, s.7. [6] Baerlocher ve Detsky, 2008. CMAJ 179:292. [7] Eleştiri ve katkıları için Can Holyavkin ve Kerem Kaynar'a teşekkür ederim.

Bu yazı Cumhuriyet Bilim Teknoloji dergisinde yayınlandı.

Sıradışı bir dergi

Yazar | Kategori Genel bilim | Tarih 11-06-2010

Geçen haftalarda Medical Hypotheses (tıbbi varsayımlar) dergisinin yayıncısı Elsevier, derginin editörünü ya dergiyi hakem denetimine açması ya da istifa etmesi için uyardı. Buckingham Üniversitesi'nde kuramsal tıp profesorü olan editör Dr Bruce Charlton ise ne dergiyi değiştireceğini ne de istifa edeceğini bildirdi.

Ben bu dergiyi eskiden beri sevememişimdir. İçinde bilimsel makale yoktur. Onun yerine "aklımıza böyle bir fikir geldi ama buna yönelik ne bir deney ne de bir çalışma yaptık" demeye getiren, hakem denetiminden geçirilmemiş yazışmalar bulunur.

Kanaatimce mesele bu görüşlerin yayınlanması değil, bilimsel dergi görüntüsü veren bir yayına dahil edilmesidir. Böyle olunca sadece düşünce seviyesindeki bir görüş, üzerine çaba sarf edilmiş bilimsel çalışmalarla aynı kefeye konmuş oluyor.

Bilimsel görüş üretmek, hattâ aykırı görüş üretmek tek başına marifet değildir. Çünkü bunlardan zaten çok var, hangi birine inanacağız? Önemli olan kolları sıvayıp o görüşleri sınayabilmektir. Bu, özellikle canlılık ve sağlık bilimlerinde geçerlidir, çünkü bu karmaşık sistemlerde birçok öngörü yanlış çıkar, ve doğruyu deney yapmadan anlamanın imkânı yoktur.

Peki böyle bir derginin kime ne zararı var? Devamını okuyun »

Bilimde atıf, “etki değeri” ve diğer göstergeler

Yazar | Kategori Genel bilim | Tarih 02-01-2010

Daha önceki iki yazıda, bilimsel yayınların özelliklerinden ve hakem denetimli yayın sürecinden bahsetmiştim. Bilimsel makalelerin bazıları, daha gelişmiş yöntemlerle, daha özenle yapılmış, daha nitelikli bilimsel çalışmaları tarif eder ve bilim camiasının daha çok ilgisini çeker. Hangi makalenin daha çok ilgi çektiğini öğrenmek isteyen bilim adamları, o makalenin “atıf” sayısına bakar. Bilimsel dergiler de yayınladıkları makalelerin atıf sayısına dayanan bir ölçek olan “etki değeri”ne göre değerlendirilirler. Bu yazıda bilimsel atıf kavramına, atıf sayısına dayandırılan bu göstergelere ve Türkiye biliminin bu göstergelere göre durumuna değiniyorum. Devamını okuyun »

Bilimsel yayınlarda “hakem denetimi”

Yazar | Kategori Genel bilim | Tarih 01-11-2009

Daha önceki bir yazıda, bilimsel makale türlerinden bahsetmiştim. Bu yazıda ise bilimsel makalelerin yayınlanmadan önce geçtiği denetim sürecini, yani “hakem denetimi”ni (İngilizcesiyle peer review ya da refereeing) özetliyor ve buna dair tartışmalara kısaca değiniyorum. Devamını okuyun »

Harriet Hall: “Bazen yanılırız”

Yazar | Kategori Genel bilim, Sağlık bilimleri | Tarih 24-08-2009

[Sunuş.— Bu yazıda ABD ordusundan emekli bir aile hekimi olan Dr. Harriet Hall, bilimsel bakış açısının sıradan gözlemlere ve kararlara üstünlüğünü vurguluyor ve sistematik olmayan gözlemlerin neden yanlış olabileceğini açıklıyor. Yazıyı, yazarın düzenli olarak yazdığı Science-Based Medicine güncesindeki özgün metinden, kendisinin izni ile tercüme ettim.] Devamını okuyun »

Süreyya Ülker'in Türkçe öğe ve bileşik adı önerileri

Yazar | Kategori Genel bilim, Kimya | Tarih 11-08-2009

Bu yazıda, tıp profesörü Dr. Süreyya Ülker'in terim çalışmalarından bir bölümü ele alınarak, kimyasal öğe (element) isimlerine önerdiği Türkçe karşılıklar açıklanarak verilmektedir. Devamını okuyun »

Türkçe ve bilim

Yazar | Kategori Genel bilim | Tarih 28-07-2009

Bu makalede dilin bilimle ilişkisi ve bunun ışığında dilimiz Türkçenin bilimdeki yeri tartışılacaktır.

“Türk dili, zengin, geniş bir dildir; her mefhumu ifadeye kabiliyeti vardır. Yalnız, onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde işlemek lâzımdır. [...] Türk milletini ve Türk dilini medeniyet tarihinin ve kültür dillerinin dışında görmenin ne yaman bir yanlış olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz.” [1]
– Mustafa Kemal Atatürk

Devamını okuyun »